18 Temmuz 2016 Pazartesi

Pratik Kültür - Sayı 2 (11-17 Temmuz)

Pratik Kültür, her sayıda bir önceki haftaya mercek tutup, gereksiz içeriklerden uzak hap bir kültür birikintisi oluşturmak şiarıyla ortaya çıktı. Ayrıca platformun yazarı Asaf Vodvil'in (yani ben oluyorum o) -önceki haftanın konusu olmasa da- hafta boyunca keşfettikleri de o sayıda kendine yer bulacak...

Okumalık:
  • 15 Temmuz gecesinde ülke olarak bir şeyler yaşadık (baya baya bir şeyler). Ve artık hiçbir şeyin aynı olmayacağını içten içe biliyoruz. Onlarca analiz, onlarca yazı, onlarca komplo teorisi, onlarca piyes senaryosunun arasında, bizi asıl bekleyenlere dikkat çeken yazı Immanuel'den geldi: 'Darb...'

  • Her şey blogger olmakla başlayıp, Twitter fenomeni, Vine fenomeni... diye giderken, aslında yurt dışında bloggerlıktan sonra başlayan Youtuberlık - vloggerlık işi Türkiye'de nedense yerleşikleşememişti. Artık yeni yeni oturmaya başladı. (2013'ten beri olageliyor olsa da mainstream/gündem olmasının geçmişi 2 yıla dayanmıyor bile) Artık böyle bir gerçek var ve bu gerçeğe bu hafta Bigumigu'Youtube Ünlüleriyle Başarılı Reklamın Sırrı' yazısıyla değinmiş.

  • Bayram öncesi açılışıyla epey konuştuğumuz Osman Gazi Körpüsü'nün görünmeyen yüzünde ne var? Bununla birlikte halka sunulan hizmetlerin arka planları nasıl hasıl oluyor. Celil Bozkurt, 'Osman Gazi Köprüsü Bize Ne Kazandıracak?' yazısıyla konuyu tartışıyor. 

  • Osman Gazi Köprüsü Bize Ne Kazandıracak yazısından hemen sonra okunursa bir çok şeyin daha çok pekişeceğini düşündüğüm bir yazı da bu hafta ekonomist Mahfi Eğilmez'den geldi. 'Ödediği Vergiyi Bilmeyen Toplum' isimli yazısı, aldığımız hizmetlere kendimizi borçlu hissetme psikolojimizi ve verdiğimiz verginin farkında olmayışımızın acizliğini basitçe anlatıyor.
  • Emlak sektörü konusunda ülkede herkesin bir fikri var ve bu ülkede en çok arzu edilen şey bir ev sahibi olmak. Lakin dillerde bir de 'emlak balonu' lafı var. Ülke zenginleşmiyorken de ev fiyatları her geçen zamanda artmaya devam ediyor; ülke fakirleşiyorken de ev fiyatları artmaya devam ediyor. Ev fiyatları düşüyorsa da, biz daha fazla fakirleştiğimiz için daha fazla pahalılaşmaya devam etmiş oluyor. Ekşi'deki shot bardağı 'Emlak Balonu' konusuna değinmiş.
  • İnternetin getirdiği yenilikler kendilerine bir sektör yaratalı çok oldu. Bununla birlikte hepsinin içinden yeni sektörler, fikirler ve sonuçlar çıkmaya devam ediyor. Ve bunların gelecekte sektör devi olacaklarını tahmin etmek zor değil. Journo, 'İnternet Trendlerinin Gösterdiği 9 Şey'i listelemiş.
  • İnternet trendleri demişken, önümüzdeki 20 yıl boyunca bir çok mesleğin tarihe karışacağını, teknolojinin yeni bir Dünya yaratacağını bilmesek de tahmin edebiliyoruz hepimiz. Lakin, birinin bunları 'bu, bu ve bu nedenlerle...' diye anlatması da iyi oluyor: 'Gelecek 20 Yılı Şekillendirecek Trendler'

  • Bayram boyunca tartışılan bir diğer konuysa Yunanistan-Türkiye ucuzluk-pahalılık kıyasıydı. 'Yunanistan Gerçekten Ucuz Mu?' yazısı, sorduğu soruya tam olarak değilse de, iki ülkedeki kültürel değişkenleri ve bunun getirdiği turizm, hayat, hizmet vizyonunun farklılığını kısaca anlatabilmiş.
  • Büyük bir Pokemon hayranı olsam da, Pokemon Go oynamaya başladım ve başlamayı da pek düşünmüyorum. Lakin Pokemon Go'nun olagelmesi, varlığı, değiştirdiği şeyler ilgimi elbette çekiyor. 'Pokemon Go'nun Kısa Tarihi' isimli yazı da gösterdi ki, hikayesi de çok ilgi çekici.
  • Pokemon Go demişken, neden Pokemon Go bu kadar önemli? Bundan sonra her şey bambaşka olacak ne demek? Bu altı üstü bir oyun değil mi? Cevap çabaları, 'Katı Olan Her Şey Kodlanıyor' yazısında.

  • Dünyayı Kurtaran Adam filmini hepimiz biliyoruz; lakin orijinal kopyasının hiçbir yerde bulunamadığını ve bu kopyayı Amerikalı bir sinefilin Türkiye'de tesadüfen bulup aldığını eminim bilmiyordunuz. Bu film gibi, Hollywood özentisi filmleri sevenler derneği denebilecek kategorize bir sinefillik var. 'Dünyayı Kurtaran Adam'ın 30 Yıl Sonra Kurtarılması' yazısı bunlardan bahsediyor.

  • Viskinin nasıl yapıldığını bir kaç farklı ortamda defalar anlattığım yazılarım mevcut esasen; lakin Keyif Adamı, bu hadiseyi daha derli toplu açıklamış. Meraklısı için 'Viski Nasıl Üretilir?'
Suriye'li mülteciler, ülkemizin büyük bir problemi ve herkesin de bunun için bir çözüm yolu var. Fakat insanoğlu, çok acımasız, duyarsız, empati yoksunu olurken kendini fark edemiyor bile. Bu hafta bu konuyu önemseyen iki yazı yazıldı ve konuyla paralel olabilecek bir de Türkiye-Suriye ilişkileri röportajı yapıldı. Konuya karşı biraz daha akılvari yaklaşabilmek için, üç yazıyı da sunuyorum:

İzlemelik:
  • Mita Tova (2014), içinde sadece yaşlıların olduğu haliyle yaşlılar yurdunda geçen bir ölüm filmi. Bu kadar yaşlı olunca ölümün bu kadar filmin içinde olması da sırıtmıyor elbette. Fakat filmde ufak bir yaratıcı dokunuş var, kaliteli bir mizah var ve akil bir insaniyet var. Bunlar birleşince hem film eğlenceli oluyor, hem de sadece başlayıp-biten-seyirlik bir film tanımının fazlası oluyor.

  • İyi bir belgesel izleyicisi olduğumu iddia edemesem de, kesinlikle iyi bir talk-show izleyicisiyim. Talk-show tadında soru-cevap odaklı belgeseller bu nedenle fazlasıyla ilgimi çekiyor. Misery Loves Comedy (2015), hem benim sevdiğim tarzda bir belgesel olmakla kalmıyor, bir de hepizin merak ettiği komedi yapmak - stand upçı olmak - sahnede bulunmak konularını işin uzmanlarına yani komedyenlere  sorarak cevap arıyor. Konun muhattapları komedyen olunca seyir de keyifli oluyor, bununla birlikte hayatla ilgili de mesajlar araya araya serpiliyor. 

  • Tarikat, çok ama çok ilgimi çeken bir konu. Hele de Hristiyanlık, Müslümanlık gibi yaygın bir dinin kolu olarak değil de, yeni bir sistem oluşturduğunu iddia eden tarikatlar bildiğin aklımı başımdan alıyor; insanları hipnotize edebilmesiyle, akla hayale gelmeyen saçmalıkları müridlerine yaptırmasıyla, nesilden nesile büyüyebilmesiyle vs. aslında dışarıdan bakınca tam deliler diyarı olan bu örgütlenmeler, bir taraftan da sahip olduklarıyla büyük bir güç, para ve dokunulmazlık da kazanabiliyorlar ve bu nedenle de daha fazla büyüyebiliyorlar. Tom Cruise, John Travolta gibi yıldızların müridi olmasıyla herkesin duyduğu Scientology tarikatıyla ilgili bir çok bilgi edinmiş, takip etmiş ve şaşırmıştım; lakin Going Clear: Scientology and the Prison of Belief (2015) belgeseli, resmen öğrendiklerimin bir hiç olduğunu gösterdi. Salt bir tarikatı tanımak için değil; beyin yıkamanın, taciz etmenin, mecbur bırakmanın, zor duruma sokmanın sisteme nasıl oturtulduğunu da görmeniz açısından şahane bir belgesel.






Dinlemelik:
  • Bu hafta kafayı taktığım tek albüm Maxwell'in blackSUMMERS'night'ı oldu. Geçen sene en çok dinlediğim albümlerden biri D'Angelo'nunkiydi. Maxwell'de o tatta, r&b, soul, funk ve bolca jazz var şarkılarda ve yağ gibi kayıyor blackSUMMERS'night.


  • Hali, tavrı, tarzıyla diğer kadın rapçilerden hep farklı yerde duran M.I.A. bu sene çıkacak olan AIM isimli albümünün ilk şarkısı, Skrillex'le beraber yaptığı Go Off'u paylaştı. Romain Gavras dokunuşlu klipleri yüzünden, kliplerine ayrıca merak ettiğim M.I.A. bu sefer kamera arkasına kendi geçmiş, esasen fena da olmamış:



  • Fransız disko müziği deyince akla gelen; fakat pek ortalarda gözükmeyen Justice, Safe and Sound ile geri döndü. Bolca funk, retro synth ritimler ve çok sesli bir müzik:


  • O kadar uzun zamandır ortalarda yoktu ki, yokluğunu dahi unuttuğumuz UNKLE, Cowboys or Indians ile ortaya çıktı ve senenin en iyi şarkılarından birini armağan etti:


  • AlunaGeorge, sonbaharda çıkacak olan I Remember albümündeki yazlık parçaları yaz bitmeden paylaşmaya devam ediyor:


Mutlu haftalar...

0 yorum:

Yorum Gönder